Kurumsal

İyi mi? Kötü mü?
Bir şeyin kötü kullanımı onun kötü olduğu anlamına gelmez, hatta bazen kötü kullanım o kadar yaygınlaşır ki o şeyin özünün kötü olduğu kanaati oluşur. Hiçbir kanaat o şeyin mahiyetini ve özünü belirlemez. Bir konuda bazı kanaatleri oluşturanlar, birazda bundan çıkar sağlamak o konu hakkında kanaati pekiştirirler. Bu esnada bir şeyi yapma nedenlerimizi sorgulamamız gerekmektedir.
Televizyonun ve radyonun en büyük şansızlığı, modern batı gibi insanlığın yol kazası diyebileceğimiz bir uygarlık eliyle icat edilmiş ve içi doldurulmuş olmasıdır. Yapılması gereken yepyeni bir televizyon ve radyo algısı oluşturmaktır.

İmkanlarımızı nasıl kullanıyoruz!
Farklı bir algı ancak farklı bir akıl tarafından oluşturulabilir. Nesnel bir akıl öznel bir algı oluşturamaz. Özne bir akla sahip olmanın/olmamanın ispatı da, yeni bir televizyon veya radyo kurarken imkanlarını hangi akla hizmet etmek için kullandıklarıdır. Burada en önemli şey Kur’an’ın ve Sünnet’in inşa ettiği bir tasavvura dayalı bize has bir aklın varlığından haberdar olup olmadığımız ve bu aklın yerinde kullanılıp kullanılmadığıdır. Bize düşen Kur’an’ın ve Sünnet’in hakim olduğu bir akılla Kur’an’ın ve Sünnet’in hakim olduğu işlere imza atmaktır. Bu tabi ki kolay bir şey değildir.

Popüler kültürün uzantısı
Dini televizyon veya dini radyodan söz açıldığında hepimizin aklına gelen şey mevcut televizyon modelleri olmaktadır. Oysa ki mevcut radyo ve televizyonlar mevcut popüler kültürün sadece bir uzantısı olmaktadır. Bir yayın dinleyicisine veya izleyicisine Allah’ı hatırlatmıyorsa, Namaza teşvik etmiyorsa, Kur’an’ı anlamaya yardımcı olmuyorsa o yayının amacı sorgulanmalıdır.
Mevcut radyo ve televizyon yayınları onu icat eden kültürün tüm hastalıklarıyla doludur. Bu hastalılar arasında batı merkezcilik, tüketimi körükleme, aptallaştırıcılık, değerlere yabancılaştırıcılık, zevkçilik, maddecilik ve sekülerlik, çok seslilik iddiasına rağmen tekseslilik, özgürlük iddialarına rağmen köleleştiricilik, gayri ahlakilik, fiyat biçicilik diye sıralayabiliriz. Tüm bu saldırılara karşı daha çok Allah’ı tanımak, daha çok Kur’an’ı anlamak ve çok daha iyi bir kul almak gerekmektedir. Bunun içinde toplumsal bir aklın oluşması gerekmektedir. Bunun oluşabilmesi için radyo ve televizyon çok önemli bir rol oynamaktadır. Allah’ı hatırlatan, Namazı teşvik eden, ku’an’ı anlamaya yardımcı olan bir radyo ve televizyon bu ümmete yapılabilecek en büyük hizmetlerden bir tanesidir.

Yeni bir radyo ve televizyon kurmak
Tüm araştırmalar ve eldeki tüm veriler medeniyet merkezli bir toplum inşası için yaygın eğitim aracı olan radyo ve televizyona ihtiyaç olduğunu işaret etmektedir. Özellikle televizyonun olumsuz etkilerine açık gençlerin aileleriyle aralarındaki farklılıklar gün geçtikçe artmaktadır. Bu acıyı azaltacak bir amaca hizmet etmek fıkıh kaideleriyle farzı ayndır.

Tüm gözler üzerimizde
İslam’dan bahsetmek günümüzde iki milyara yakın manevi yetimden bahsetmek anlamına gelmektedir. Biz istesekte istemesekde tüm Müslümanların gözü bizim üzerimizdedir, bu da üzerimize büyük bir sorumluluk yüklemektedir. Çünkü kayıp kaybedildiği yerden aranır. Müslümanın ümmet olmasının kaybedildiği bu topraklarda yapılan her şey islam dünyası için farkında olsalar da olmasalar da örnek mahiyetindedir. O halde onların arayan gözlerini ve gönüllerini mahzun etmemek, en azından umutlarını söndürmemek için Allah’ı daha iyi tanımalı ve tanıtmalı, Kur’an’ı daha iyi anlamalı ve anlatmalı ve İbadet şuurunun ne kadar önemli olduğunu anlamalı ve anlatmalıyız. Bu sorumluluğun en iyi ifa edileceği araçlardan birisi hiç şüphe yok ki radyo ve televizyonlardır.
Salih bir amel niyetiyle kur’an’ı merkezine alan bir radyo ve televizyon kurmak istiyoruz.

Kur’an merkezli bir radyo
‘Şüphesiz bu Kur’an Hak ile batılı ayırt eden bir sözdür. O boş bir söz değildir’ buyuruyor Yüce Rabbimiz Tarık Suresinde. Bir kitap düşünün ki en güzel sözlerle bize Rabbimizi tanıtmaya geldi, bir kitap düşünün ki en güzel sözlerle bize kendimizi anlatmaya geldi. Neden var olduğumuzu, nereden geldiğimizi, nereye gideceğimizi anlatan bir kitap Kur’an-ı Kerim.
Hazreti Mevlana bir sözünde der ki, herkes Kuran’ı, Kuran’a hizmeti kadar anlar. Bu söz önemli bir söz. Çünkü Kuran-ı Kerim sadece bize teoriler öğretmeye gelen bir kitap değildir. Kur’an aynı zamanda sürekli bizimle beraber hakikate doğru bizi götüren ve o hakikati bize yaşatan bir kitap aynı zamanda.
Kur’an-ı Kerim’i yapacağı yayının merkezine alan bir radyo, imha edilen manevi hayatımızın yeniden inşası ve bu uğurda insanlığın daha iyi bir medeniyet üretebilmesi için Kur’an’ı susuz yüreklere taşıyacaktır.
Yapılacak yayında sadece Kuran’ın orijinal metnini yayınlamak yetmez. Arapça metnin meali de olmalı, aynı zamanda önde gelen tefsirlere de ses verilmelidir. Kur’an-ı Kerim orijinal metni, anlamak için meal hatimleri ve aynı zamanda da tefsirlere ses verildiği gibi, kur’an’a adanmış hayatları da gün güzüne çıkarmalıyız. Tüm bu yayınlar yapılırken konulu Kuran-ı Kerim programları da yapmalıyız, örneğin; bir ayetin varsa nüzul sebebi, kur’an’da geçen kıssaların mesajları gibi..

Yayınlanacak programların tamamında kuran-ı kerim odak alınacak olup kur’an-ı kerim’in içinden seçme mesajların anlatımı, Kur’an-ı Kerim’ adanmış hayatların biyografileri, kur’an-ı kerim’i daha iyi anlayabilmek için yardımcı kitaplara ses verilmesi, hazreti peygamberin ve sahabenin kurani yaşamından örneklerin de anlatıldığı programların olamalıdır. Böylelikle yaşamımızı okuduğumuz ve dinlediğimiz Kur’an-ı Kerim’e göre yeniden dizayn edebilmiş olabileceğiz.

Halis Bir Niyet ve Samimi Gayret Bizden, Muvaffakiyet Yüce Allah’dandır..

Süleyman Hakan Kuralay
Genel Yayın Yönetmeni

0312 318 09 39 – 40 – 42 – 43
https://www.facebook.com/kuralayhakan
https://twitter.com/kuralay_hakan
kuralay.hakan@gmail.com